Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucu isimlerinden, 21. Dönem İzmir Milletvekili;
ülke genelinde "maaş almayan vekil" olarak tanınan dava ve hizmet adamı.
Yusuf Kırkpınar, 1949 yılında Ziya Bey ile Cevahir Hanım'ın beşinci oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz 11 yaşındayken ailesiyle birlikte Erzurum'dan İzmir'e göç etti; ortaokul ve liseyi İzmir'de okudu, Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Demokrat Parti'nin kuruluşunda görev almış babası Ziya Bey'in izinden giderek genç yaşta siyasete atıldı.
1974'te Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkan Yardımcılığı ile başlayan siyasi yolculuğu, tam altı dönem sürecek il başkanlığıyla devam etti. Türkiye'nin en çalkantılı yıllarında davasından taviz vermedi: 1 Haziran 1979 gecesi Gümüşpala'daki dükkânında silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralandı; aynı yıl evine de silahlı saldırı düzenlendi. 12 Eylül 1980'de kardeşi Hüsmen ile birlikte tutuklandı, 7-8 ay tutukluluğun ardından beraat etti.
Siyasetin yanında iş dünyasında da çığır açtı: 1984'te kurduğu Kırkpınar Turizm, personel taşımacılığında İzmir'in markası hâline geldi. 18 Nisan 1999 seçimlerinde MHP İzmir Milletvekili seçilerek TBMM çatısı altında milletine hizmet etti.
Vekilliği sırasında İzmir'e ve ata toprağı Güllüdere köyüne sayısız hizmette bulundu: köyün yolunu yaptırdı, Alibey Mezrası'nın camisinin yapımını üstlendi. Hayatı boyunca ihtiyaç sahiplerine yardım etti ve servetinin büyük bölümünü bu uğurda harcadı. İZERVAK başkanlığını yürüttü; ağabeyi Cevat Bey ile ailenin meşhur bayramlaşma geleneğini onlarca yıl bizzat organize etti.
Eşi Ayşe Hanım'dan Yasin, Cemal ve Alper adında üç oğlu; Funda ve Yasemin adında iki kızı, 11 torunu vardır. 16 Ocak 2025'te vefat etti. Cenazesi, İYİ Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu başta olmak üzere çok sayıda tanınmış ismin katılımıyla Bostanlı Beşikçioğlu Camii'nden kaldırıldı ve Karşıyaka Soğukkuyu Mezarlığı'nda, babası Ziya Bey'in mezarı üzerine defnedildi.
Ziya Bey ile Cevahir Hanım'ın beşinci oğlu olarak dünyaya geldi. Doğduğu ev sıradan bir köy evi değildi: babası köyün ilk öğretmeni, Demokrat Parti'nin kuruluş kadrosundan bir idareciydi. Sofrada devlet, millet ve hizmet konuşulan bir ocakta büyüdü.
Henüz 11 yaşında, ailesiyle birlikte Aşkale'nin dağ köyünden Ege'nin metropolüne geldi. Babasının Salhane'deki bakkal tezgâhında çalışarak büyüdü; okuldan arta kalan her saat, ailenin sıfırdan kurduğu hayata harcandı. Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu'nu bitirdi.
25 yaşında Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkan Yardımcılığı ile siyasete girdi. Bu bir heves değil, yarım asır sürecek bir yeminin ilk günüydü: ardından tam altı dönem il başkanlığı yaparak İzmir teşkilatının belkemiği oldu.
1 Haziran 1979 gecesi Gümüşpala'daki dükkânında silahlı saldırıya uğradı; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Aynı yıl evi de kurşunlandı. Türkiye'nin en kanlı döneminde İzmir'deki başlıca hedeflerden biriydi. 12 Eylül'de kardeşi Hüsmen ile tutuklandı; 7-8 ay sonra mahkeme onu akladı.
Cezaevinden çıkan bir adamın önünde iki yol vardı: küsmek ya da kurmak. O kurdu. Kırkpınar Turizm, personel taşımacılığında İzmir'in markası hâline geldi; bugün şehirdeki köklü taşımacılık firmalarının çoğu onun açtığı yoldan yürüyenler tarafından kuruldu.
18 Nisan 1999'da 21. Dönem MHP İzmir Milletvekili seçildi. Vekilliği boyunca maaşını, özlük haklarını, hatta önceden bağlanmış emekli maaşını dahi almadı. Bu sürede memleketi Güllüdere'nin yolunu yaptırdı, Alibey Mezrası'nın camisini üstlendi.
16 Ocak 2025'te vefat etti. Cenazesine İYİ Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu başta olmak üzere Türkiye'nin dört yanından isimler katıldı. Karşıyaka Soğukkuyu'da, kendisini bu şehre getiren babası Ziya Bey'in mezarının üzerine defnedildi. Bayramlaşma geleneği için söylediği söz, ardında vasiyet olarak kaldı: "Nesiller boyu sürecektir."
Güllüdere köyünün yolu, Alibey Mezrası Camii ve İZERVAK çatısı altında yürütülen iftar, erzak ve burs hizmetleri onun eseridir.
Ağabeyi Cevat Bey ile büyüttüğü merasimler bugün oğlu Alper Kırkpınar tarafından yaşatılıyor; her bayram binlerce Kırkpınar bir araya geliyor.
"Maaş almayan vekil" unvanı; Türk siyasetinde diğerkâmlığın ve hizmet için siyasetin simgesi olarak hatırlanmaktadır.